Archive for the ‘günlük’ Category

Sd. Kfz. 184 / Elefant – Tekerlekler ve Zimmerit

Sunday, November 1st, 2009

Bir önceki yazıda, yapmakta olduğum Dragon modelinin palet dizimlerinden bahsetmiştim. Bu yazıda da, hem tekerleklerlerin kasaya bağlanmasından, hem de modele zimmerit uygulama yöntemimden bahsedeceğim. Bu işi oldukça amatör bir şekilde yaptığımdan dolayı, zimmeriti uygulama yöntemin doğru olduğunu savunamıyorum. Zaten resimlerden de göreceğiniz gibi, çok da düzgün olmuyor sanırım. Neyse. Tankın kasasına tekerlekleri tutturmak için gerekli olan kısımlar altı adet ve her birisi 4 parçadan oluşuyor.  Tekerlekler de 12 adet ve her birisi iki ayrı parçadan oluşmakta.  Bunların her birisini model uygulama kitabındaki tariflere göre oluşturdum.

Tekerlekleri kasaya bağlayan kısım

Resim 1 – Kasa / tekerlek bağlantısı

Tekerlekler

Resim 2 – Tekerlekler

Model el kitabı ve kasa ile tekerlek bağlantıları

Resim 3 – Model el kitabındaki görünüm

 Resim 4 - Kasa üzerindeki yerleşim

Resim 4 – Kasa üzerindeki yerleşim

Daha sonra ilk zimmerit kaplama deneyimimi yaşadım. Zimmerit, Alman tanklarını, çelik zırha yapışan manyetik mayınlardan/bombalardan korumak için zırhın üstüne kapladıkları bir madde. Bu madde sayesinde zırha bu tür manyetik bombalar yapışamıyor ve ekstra bir koruma sağlanıyormuş. Ancak bir yangın anında ateşin hızlı yayılmasına yol açtığı iddiası ile Eylül 1944 yılından sonra kullanımına son verilmiş. Zimmerit hakkında daha fazla bilgi için PanzerWorld.net sitesindeki ilgili konuyu inceleyebilirsiniz. Internet üzerindeki kaynakları ve örnekleri inceledim ve el kitabındaki referansa uygun olarak tankın ön yüzünün alt kısmındaki yere Humbrol marka “Model Filler” sıktım. Bu madde genelde modellerde yanlışlıkla delinen/kesilen yerlerin tamiratı ya da model üzerinde bilinçli olarak yapılmak istenilen değişiklikler  için kullanılıyor. Oldukça hızlı bir şekilde plastik üzerine yapışıyor ve donuyor. Donduktan sonra kazıması da oldukça zahmetli. İstenilmeyen bir sonuçta, maket bıçakları ile kesmeler yapıp zımpara ile düzleştirmek gerekiyor. Donmayı geciktirmek için su ile hafif nemlendirmek işe yarayabiliyor. Bunu geç farkettim ama en azından bende işe yaradı. Model dolgusunu diş macunu gibi yüzeye sıktıktan sonra(Resim 5) bir maket bıçağı ucunu spatula gibi kullanarak yüzeye ince bir tabaka halinde yaydım. Yine maket bıçağı ile zimmerit desenini oluşturmaya çalıştım. Sonuç pek hoşuma gitmese de(oldukça bozuk bir görüntü oluştu) bu şekilde bırakmaya karar verdim. En azından bu bozuk görüntüyü ileride bir şekilde değerlendirebilirim. Zimmerit uygulama resimleri de şu şekilde:

Humbrol Model Filler

Resim 5 – Humbrol Model Filler

Resim 6 - Zimmerit şekillendirme

Reim 6 – Zimmerit şekillendirme

Ön yüzden sonra, tekerlekleri ve tankın kasasını boyadım. Boyama  işi ile ilgili yaptıklarımı bir sonraki yazıda anlatmaya çalışacağım çünkü daha önce de bahsettiğim gibi bu işi oldukça amatör şekilde yaptığımdan dolayı “AirBrush” kullanmıyor ve sadece suluboya fırçası ile boya yapıyorum. bu konuda anlatacaklarım uzun olabilir. Kasadaki boya kuruduktan sonra tankın sağ ve sol cephelerindeki zimmerit kaplama işine başladım. Bu sefer daha kolay şekil verme amacıyla maket bıçağının metal sapını ıslattım ve model dolgusunu yüzeye daha temiz yaymak için bunu bir oklava gibi kullandım. Bu şekilde amaçladığım gibi çok daha düzgün bir yüzey elde edebildim. Yapım örnekleri de şu şekilde:

Zimmerit

Resim 7 – Zimmerit

Zimmerit - Yayma

Resim 8 – Zimmerit yüzeye yayma

Zimmerit şekillendirme

Resim 9 – Zimmerit şekillendirme

Zimmerit sonuç

Resim 10 – Zimmerit sonuç

Bir sonraki yazıda, kasanın ve tekerleklerin boyanmasından bahsedeceğim.

Sd. Kfz. 184 / Elefant – Paletler

Saturday, October 31st, 2009

Uzun zamandır elimde olan kod adıyla Sd. Kfz. 184 Elefant ya da diğer adıyla Panzerjäger Tiger (P) Elefant tankının 1/35 ölçekli modeline başladım iki hafta kadar önce. Dragon firmasının ürettiği ve 489 parçadan oluşan modeli umarım bir önceki modelimden daha hızlı bitirebilirim(o yaklaşık olarak 1.5 yıl sürmüştü üşengeçliğimden dolayı).

Tank ilk olarak Mart 1943 yılında Ferdinand adıyla çıkış yapmış. Tiger I kasası üzerindeki modifiyeler ile oluşturulmuş. 6 kişilik mürettabatı, 88 mm. topu ve 65 tonluk bir ağırlığa sahip tankın ön zırhının kalınlığı yaklaşık 20cm kadarmış. Zimmerit eklentisi ile tankın ağırlığı 70 tona kadar çıkıyormuş. Yoğun olarak Kursk Muharebesi‘nde kullanılmış(ki o an görevde olan 91 tankın 89 adeti bu savaşta görev almış). Çoğu tank bu savaşta mekanik arızalar ya da mayın hasarları yüzünden kullanılmaz duruma gelince de kalan sağlar tekrar elden geçirilip Elefant ismini almış. Günümüzde bu tanklardan sadece ikisi ayakta. Birisi Kursk Muharebesi sonrası Sovyetler tarafından ele geçirilen ve şu anda Moskova yakınlarındaki Kubinka Tank Müzesi’nde olan ve diğeri de Anzio’da Amerikan güçleri tarafından ele geçirilen ve U.S.Army Ordnance Müzesi’nde sergilenen.

Tankın tarihi ve özellikleri özetle bu şekilde. Ben de kutunun üzerindeki gibi, modele zimmerit uygulamayı seçtim. İlerleyen yazılarda bunun uygulamasından da bahsedip, fotoğraflarını koyacağım. Modelin paletleri ayrı parçalardan oluşuyordu ve yaklaşık olarak 240 ayrı dilimi bir araya getirmem gerekiyordu. En çok uğraş verecek yerin bu olduğunu düşünerek işe paletleri oluşturmaktan başladım. Öncelikle her bir palet baklasını(track link olarak geçiyor ama Türkçe olarak ne söyleyeceğimi bilemedim) tablasından maket bıçağı ile çıkardım. Daha sonra bu kesme/ayırma işleminden dolayı parça üzerinde kalan çapakları ince zımpara ile temizledim. Birbirini takip eden parçaları yanyana getirip bir dişi bir erkek palet baklası olarak birbirine yapıştırdım.

Palet dilimleri - 1

Kutudan çıkan palet dilimlerinin kesilmesi.

Palet dilimleri zımparalama

Kesilen palet parçalarının çapaklarından temizlenmesi.

Palet dilimleri - 2

Birleştirme ve ölçümler.

Palet dilimleri - 3

 Birleştirme / yapıştırma ve ölçümler.

Oldukça hamallık gibi görünen bir işti ancak dikkat gerektirdiği için çok zevkli geldi. Modelin yapım kılavuzuna göre tankın paletinin yere  değen kısmında 19 erkek ve 19 dişi palet baklası olduğu yazılıydı. Her iki tekerlek tarafı için de öncelikle bu düz yerleri yapıştırdım ve tankın tekerleklerinin takılı olduğu parçalar ile tekerleklerin yapılması işine başladım. Tankın kasasına tekerlekleri de yerleştirdikten sonra paletin yapımına devam edeceğim. Tekerlekler ile tekerleklerin kasa üzerinde durmasını sağlayan parçaların yapımının fotoğrafları ile anlatımını da yarınki yazıya bırakıyorum.

MuffinMaker v2.0b

Monday, October 12th, 2009

Bir önceki yazıda indirilebilir bağlantısını verdiğim MuffinMaker uygulamasının 2. sürümünü derledim biraz önce. Yaptığım değişiklikler şu şekilde:

a. Numara girilmesi gereken yerlerdeki karakter kontrolleri.
b. Hedef dizindeki dosya isimlendirmelerinin Adobe Photoshop / Batch işlemlerindeki gibi olması
c. Resim optimizasyonunun biraz daha elle tutulur hale getirilmesi.

MuffinMaker V2

MuffinMaker V2

Fazla değil ama, şimdilik idare edile… Uygulamayı şuradan indirebilirsiniz:

http://mirmirik.com/Download/MuffinmakerV2.rar

MuffinMaker v1.0b

Monday, September 21st, 2009

FriendFeed, Facebook gibi sosyal ağlarda fotoğraf yüklemeleri öncesi uğraşlar, oldukça zamanımı alıyordu. Müge’ nin veya benim sitelerimize fotoğraf atma işi de aynı şekilde Photoshop’da can sıkıcı işler yapmak ile geçiyordu. PhotoShop’da fotoğraflara logo eklemek, boyutunu küçültmek vb. işleri yapan action’lar ile uğraşmak yerine dün gece bir program yazmaya karar verdim ve ortaya MuffinMaker çıktı. İki yıl kadar önce sevgili dost Peri  için buna benzer bir şey yazmıştım. Ona bir iki özellik daha ekleyip hem kendimize hem de kullanmak isteyenlere yararlı olmak istedim. Program, kaynak olarak verdiğiniz dizinde bulunan tüm JPG ya da GIF dosyaları (seçime bağlı) okuyor. Her dosyayı sizin belirlediğiniz şekilde küçültüp büyütüyor. Aynı anda eğer belirtilmişse her resme transparent olarak WaterMark(logo vb.) bir resim ekliyor.  Küçültme işlemini ister yüzde vererek (tüm kaynak dosyaları %20′ sine küçült gibi), ister yükseklik ya da genişlik vererek(tüm dosyaların genişliği 400px olsun gibi) yapabiliyorsunuz. Dilerseniz yüksekli ve genişlik oranını sabit tutarak da küçültme işlemlerini yap diyebiliyorsunuz.

Örnek üzerinde gideyim biraz daha anlaşılabilir olur sanırım. Diyelim ki sizin elinizde 3872px genişliğinde ve 2592px yüksekliğinde resimleriniz var ve bunların boyutunu küçültüp web’ e atacaksınız. Bu resimlere aynı zamanda bir de sitenizin logosunu eklemek istiyorsunuz(Bu boyutlar NikonD60 – large resim boyutu). Yapmanız gerekenler şunlar.

1. Tüm resimleri bir dizin altına toplamalısınız. “Kaynak Dizin” olarak burayı kullanacaksınız. Yazının ilerleyen yerlerindeki örnek ekran görüntülerinde ben “D:\Personal\Photos\D60\TEST_Picasso” dizinini verdim Kaynak Dizin olarak.

2. Buradaki resimlerin işlendikten sonra kaydedileceği bir dizin açmanız da yararlı olur düzen ve kolaylık açısından. Ben “Hedef Dizin” değeri olarak “D:\Personal\Photos\D60\TEST_Picasso\t” belirttim. Dilerseniz aynı dizin üzerinde farklı isimler ile de kaydetme işlemini yapabilirsiniz.

3. Hedef dizinde dosya isimlerini de düzgün vermeniz için uygulamadaki “Yeni dosyaların başlangıç karakteri” ve “Yeni dosyaların bitiş karakteri” özelliklerini kullanabilirsiniz. Bu alana yazacağınız karakterler hedef dizindeki yeni dosyaların isimlerinin başına ve sonuna eklenecek. Örnekte ben başlangıç olarak “TS_” ve bitiş olarak da “_2009″ karakterlerini kullandım ve bu sayede hedefe kopyalanan DSC0001.JPG dosyasının ismi de “TS_DSC0001_2009.JPG” olarak değişecek. Bir sonraki sürümde bunlara otomatik sayı verme özelliği de eklemek istiyorum.

4. Her yeni resme bir de watermark(logo diyelim bundan sonra sevmedim bu kelimeyi) eklemek için “WaterMark” bölümünden sitenin PNG formatındaki logosunu seçtim. PNG şart değil, JPG ya da GIF resim de seçebilirsiniz. Ancak transparent özelliğindeki bir PNG’ nin daha verimli olacağını söyleyebilirim.

5. WaterMark resminin hedefte hangi konumda bulunacağını seçtim. Buradaki seçenekleri bir sonraki sürümde çoğaltacağım. Şimdilik Sol Üst, Sağ Üst, Merkez(Resmin yükseklik ve genişliğine göre tam ortası), Sol Alt ve Sağ Alt seçenekleri mevcut. Bir sonraki sürümde sağ/sol boşluğu pixel olarak giriş yapabileceğiniz serbestliği vermek istiyorum.

6. WM için bir ipucu var. WM Bölümünde gördüğünüz “Çevrim sonrası yerleştir”gibi garip bir Türkçe’ye sahip yeri işaretlediğinizde, logo resminizi küçültme işlemi sonrasında resme yerleştirmekte uygulama. Yani sizin resminiz 3000 küsur pixel ve logonuz sadece 80 pixel’se ve küçültmeyi %20′ ye ayarlarsanız aslında bu yeri işaretlemeden pek de işe yarar bir görüntü elde edemezsiniz. Çünkü burayı işaretlemeden çevrim yapar ve logo eklerseniz, uygulama 3000px’ lik resme ilk önce 80px’ lik logoyu ekler daha sonra yeni resmi 600px’ e kadar düşürür ve logo neredeyse görünmez olur(yaklaşık 16px kalacaktır logo). Oysa burayı işaretlemiş olsaydınız, resim ilk önce 600px’ e indirilecek daha sonra 80px’ lik logo yerleştirilecekti.

Neyse; uzun lafın kısası fazla bir zamanım olmadığı için bu kadarını çıkarabildim. CodeProject sitesindeki Image ve GDI+ ile ilgili kodlardan faydalandım. Yeni güncellemeleri de burada yaymayı düşünüyorum. Uygulamanın kullanımı ile ilgili resimler aşağıda:

Programı şu adresten indirebilirsiniz: http://mirmirik.com/Download/Muffinmaker.rar

GÜNCELLEME: Uygulamanın ikinci sürümüne şuradaki yazıdan ulaşabilirsiniz: http://mirmirik.com/2009/10/12/muffinmaker-v2-0b/

Böyle de yatılmaz ki!

Tuesday, August 18th, 2009

Garip’lerden Orhan Veli Kanık’ın “Sere Serpe” isimli bir şiiri vardır:

Uzanıp yatıvermiş sereserpe
Entarisi sıyrılmış hafiften
Kolunu kaldırmış kolluğu görünüyor
Bir eliyle de göğsünü tutmuş
İçinde kötülük yok biliyorum
Yok, benim de yok ama
Olmaz ki
Böyle de yatılmaz ki 

Aşağıdaki fotoğraflar, nedense bunu hatırlattı bana…

Lavaboda bir kedinin uyuyabilmesi nedir?

Pardus 2009 – Hoşgeldi!

Tuesday, August 4th, 2009
Pardus

Pardus

Türkiye’ nin ulusal işletim sistemi ihtiyacını içeriden karşılamak, böylece devletin milyonlarca dolar harcayarak işletim sistemi almasına engel olmak ve aslında bizlerden kuruşuna kadar alınan vergilerin daha yararlı işlerde harcanmasına önayak olma amacı ile bir işletim sistemi yazılmakta 2004 yılından bu yana. Tübitak UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü) bünyesinde oluşturulan ekip, ilki Şubat 2005 olmak üzere Pardus(Anadolu Parsı) isimli işletim sisteminin dağıtımını yazmak ve yaymak ile uğraşıyor. Pardus’ un Latince adı Panthera pardus tulliana şeklinde. Soyunun tükenip tükenmediği hakkında da  internette bulabileceğiniz gibi onlarca spekülasyon var. Neyse, konumuz bu değil zaten…

Uzun yıllar önce üniversitede bitirme tezimi Linux üzerine yapmıştım. “Linux – Network Administration / Linux as a Proxy Server” gibi inanılmaz bilimsel(!) isme sahip tezimi Linux’ un RedHat dağıtımı üzerinde gerçekleştirmiş ve iyi de bir not almıştım. Ancak sonraki zamanlarda, tez yazımı için çektiğim kurulum işkenceleri, ekran kartı ya da network kartlarının tanıtımı ile uğraşmam sebebi ile bilgisayar(lar) başında sabahlamalarım, modem tanıtacağım diye bin türlü taklalar atmalarım hep rüyalarıma (gerçekçi olmak gerekirse kabuslarıma) girdi. O zamanlarda internete  bu kadar kolay erişim de yoktu(eskiden buralar hep dutluktu oğlum tadında oldu sanki). 2 gece uğraşıp en sonunda kurulumu becerebilince önüme çıkan bir diyeze(#) ters ters baktığımı da gayet net hatırlamaktayım. Sonraki yıllar boyunca da işim icabı Linux’ a gereken önemi veremedim. Zaman zaman RedHat’e dönüp en azından evde kullanmaya çalışsam da hep “aman ya bununla mı uğraşacağım” diye vazgeçtim. Ama hep içimde bir ukte kaldı Linux kullanmak…

İşte Tübitak’ ın (bazı birimleri zaman zaman siyasi oyunlara alet olsa da) yaptığı bir başka güzellik tam burada imdadıma yetişti. Pardus geldi. Geldiği gün hemen kurulan sürümünü FTP sitesinden indirdim. Notebook üzerindeki Virtual Machine için Türkçe sürümünü, evdeki desktop bilgisayar için ise International sürümünü kurulum için kullandım. Açıkçası eşime de Linux’ u sevdirebilmek amacı ile evdeki bilgisayara İngilizce sürümünü kurdum. Notebook üzerindeki VM’ de sadece 512 MB Ram ve 8 GB sabit disk bölmesi ayırmıştım. Ne yalan söyleyeyim, hali hazırda kullandığım Microsoft Vista Business 64bit kadar iyi iş çıkarmakta. Kurulumlar yaklaşık yarım saatimi aldı. Yıllar öncesinde çektiğim işkencelerin esamesi bile okunmadı. CD’ yi taktım. Bilgisayarı CD’den açtım. Adım adım herşeyi geçtim ve “Roaaar!”. Anadolu parsı tam karşımda, benden login olmamı bekliyor! Login oldum. “Kaptan” isimli bir yardımcı çıktı ve bilgisayar kullanımım ile ilgili tüm ayarlarımı 3 dakika içinde tamamladım(tamam itiraf ediyorum, şaşkınlığım ve beğenim yüzünden 20 dakikayı bulmuş olabilir)

Kaptan - Hoşgeldiniz ekranı

Kaptan - Hoşgeldiniz ekranı

Ayarlar bittiğinde, daha önceki deneyimlerimden hatırladığım Linux dağıtımlarında sorun olan USB yazıcıyı tanıtmaya karar verdim. Emindim ki, bu sefer Pardus Linuxluğunu gösterecekti. Bedava bir şey, nasıl olur da bu kadar sorunsuz olabilirdi ki? Ama bir saniye… Tam olarak 1 dakika sonra test sayfası basabilmiştim USB yazıcımdan!

Herşey iyiye gitti. Eğer Call Of Duty 4 ya da Fallout 3 hastası olmasam, eminim ki Pardus dışında bir işletim sistemi tutmam bilgisayarımda. Tamam, tabi ki yılların alışkanlığı olan paralı bir işletim sisteminden hemen vazgeçemem. Hatta işim dolayısı ile kullanmak zorunda olduğum geliştirme araçlarına mahkum olmam, şu anda ciddi bir kullanıcı olmamdaki en büyük engel. Ama eminim ki hem annem için, hem de babam için mükemmel bir masaüstü işletim sistemi bu Pardus 2009. E-posta okumak, internette gezinmek, anında mesajlaşma yazılımlarından yararlanmak ya da doküman yazıp bunları basmak, paralı olan diğer alternatiflerle karşılaştırıldığında oldukça hesaplı(!). Uzun lafın kısası; kullanın, kullandırın!

Biraz önce Pardus’ un resmi sitesi “Özgürlük İçin” adresinde gördüm. Ağustos ayındaki sayılarında PCNet ve Bilim ve Teknik dergileri Pardus 2009′ un kurulum CD’ lerini veriyorlarmış. Internet bağlantısı kotalı olanlar için çok güzel bir fırsat!

Çağdaş Yaşamı Destekleyin!

Friday, April 17th, 2009

Hitler Almanyası’na giderek benzeyen sevgili ülkemizde, 12. Ergenekon Dalgası adı altında eğitimciler ve bu işe gönül vermiş kişiler evlerinden apar topar alınıp 3 gün boyunca hiç bir suçlama gerekçesi açıklanmadan sorgulandı. Evleri didik didik edilip özel eşyalarına kadar  arandılar. Türkiye’deki karanlık çağlara atıfta bulunan kafa yapıları ve özelliği ile adı arasında tam bir oksimoron ilişki olan Işık Evleri’ nin karşıtı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği abluka altına alındı.

Kız çocuklarının bir mal gibi alınıp satılabildiği, namus bekçisi dincilerin kız çocuklar üzerinden her türlü cinsel açlığını bastırdığı çok temiz bir din(!) olan islamiyete boyun eğmiş kişiler, iktidardan aldıkları destekle faşizan bir tutum içinde, insanlıktan utandıracak haberler yapmaktan geri durmadılar. Sayın Türkan Saylan hedefleriydi. En büyük suçu da din gibi kelepçeleri ve bu dini kullanan ağababalarının karşısına okumuş ve eğitimli çocuklar çıkarmaktı.

Şimdi ÇYDD bizler için bir kampanya düzenliyor. Hangi operatör olduğu farketmeden, 5414′ e bir boş mesaj yolluyor ve bu dinci yobazların oyununu bozmak için eğitime 5TL bağışta bulunuyorsunuz.  Türkiye’ deki ile alakası olmadığı iddia edilen (!) Deniz(ya da Keriz) Feneri Derneği E.V. gibi olmadığı için de içiniz rahat oluyor.

Şu anda “tüm dünyada yaptığı müslüman katliamları ile meşhur ülke Amerika Birleşik Devletleri’ nde CIA desteği ile yaşayan Fethullah Gülen”‘ in ışık evlerine karşılık, ÇYDD ve benzeri kuruluşlar var sadece. Yardımlara ihtiyaç var. Her türlüsüne…

2009 Seçim Sonuçları

Tuesday, March 31st, 2009

Bir önceki yazıyı yalanlar nitelikte ve Türkiye’ de hala birşeylerin düzelebileceği ümidi veren seçim sonuçları çıktı son belediye seçimlerinden. A.K. Partisi’ nin Türkiye’de kurmaya çalıştığı tek parti/tek adam diktatörlüğüne ufak bir uyarı geldi seçmenlerden. Kendisine “son padişah” demenin bile artık olağan sayıldığı ve hakkında “Tayyip’ i üzmek Allah’ ı üzmektir” denilebilen bir adamın(ki bu şiir, adı “Hakk’a Çağrı” bir kitapta basılmış ve benim verdiğim vergilerle beslenen, son padişahın zamanında ülkedeki en büyük bütçe artışına sahip olan ve zorla Sûnni İslam propagandası yapan kurum Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan onay almıştır), ülkeyi bu şekilde peşkeş çekmesi, tüm Cumhuriyet tarihinde(yaklaşık 80 yıl) yapılan 280 küsur milyar dolar dış borcun, padişah efendi hazretleri zamanında(sadece son 5 yılda) “700 küsur milyar dolara” çıkması, satacak hiçbir ülke kaynağının kalmamış olması, birilerine bir şeyler anlatmış sonunda.

“Sessiz yığınların sesi” olmakla övünen, oysa iktidar basamaklarındaki tüm macerası 1930′ lu yıllardaki bir ülkenin liderine benzeyen, kendi elit-islamcı tabanını oluşturan, aldığı oy çokluğu ile tüm ülke üstünde demokrasi ile hiçbir şekilde bağdaşmayan baskılar kuran bir kişinin partisi, bu seçimlerde yine sayıca birinci olmasına rağmen, yokuş aşağı gidişine başladı.

Aslında, söylenebilecek yüzlerce şey var bu “tek adam”, partisi ve seçmenleri hakkında. Onu da başka bir yazıya bırakalım… Şimdilik sadece “tüm ülke için hayırlı olsun” diyelim!

2009 Seçimleri

Wednesday, March 25th, 2009

Türkiye belediyeleri, bu hafta sonunda bir kere daha “demokratik bilinci yüksek”, “eğitimli” ve “bilinçli” halkın oyları ile geleceğinin başkanlarını ve il meclis üyelerini seçecek. Cahil ve bir şeyden haberi olmayan, okuma/araştırma bilmez, avantacı, çıkarı için ruhunu bile satmaya hazır Avrupa kentlerinin aksine; Türkiye’ deki seçimler halkın aydınlık geleceklere yelken açmasını sağlayacak(!) ve kıymetini ve değerini çok iyi bildikleri(!) Cumhuriyet’ e sahip çıktıklarını gösterecek son seçimlerde olduğu gibi.. Seçimlerde partilerin hazırladıkları afişler ve dövizler yine çok dikkat çekici. Özellikle Türkiye’ nin en “demokratik”(!) partisi A.K. Partisi’ nin hazırladığı “Sen <belediye/şehir adı>’ sin, sktret bunları”  temalı reklam panoları çok dikkat çekici. Biliyorsunuz; “Türkiye’ deki anayasal düzeni yıkmaya çalışmak” suçundan mahkum olan ve bu yüzden hazine yardımı kesilen “demokrat” ve “özgürlükçü” bir parti kendisi.

Partiler bu seçim döneminde de yine kendilerinden beklenileni yaptı ve eteklerindeki kirli taşları birer birer ortaya döktüler. Çoğu zaman olduğu gibi hükümet partisinden olmayan tüm belediye başkanları binbir türlü ve ipe sapa gelmez, doğruluğu asla ispatlanmayan, hayali çamurlara maruz kaldılar. Bu çamurları son iki-üç ayın Zaman, Sabah, Taraf ve benzeri(!) gazetelerin ve Samanyolu ve ATV gibi televizyonların arşivlerinde rahatlıkla bulabilirsiniz. Hatta Zaman Gazetesi’ nde Habip Güler imzası ile çıkan ve CHP istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili şu şekilde bir laf vardı: “Dersim isyanı ile meşhur Tunceli’ de doğan Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara”da iktisat eğitiminin ardından hesap uzmanı olarak Maliye”ye girdi…”. Daha sonra aynı gazete “Yaftalamadan düşünün” gibilerden tam bir oksimoron örneği reklam yapmıştı. Ha bu oksimoronluğa cevap olarak şu denilebilir belki: “Tüm Dünya’da yaptığı Müslüman katliamları ve islamiyeti aşağılaması ile meşhur Amerika Birleşik Devletleri’ nde yaşayan Fet[h]ullah Gülen’ in sahibi olduğu Zaman Gazetesi” yine saçmalamış…

Neyse efendim; fazla dağıttık konuyu. Her ne kadar sadece seçim dönemlerinde hatırlasalar da, partilerin seçmene seslenmeleri güzel tabi ki. Önceki seçimlerde olduğu gibi, bu seçimde de bence en güzel ve vurucu çalışmayı TKP yapmış. Anlamlı dövizleri ile yine “çoğulcu demokrasi” ve “liberal ekonomi”‘nin “Taraf”lı hışımlarına hedef olacaklar gibi…

TKP Seçim DöviziTKP Seçim Dövizi

Insomnia

Wednesday, December 24th, 2008

19/6/05 – 02.49

Uyku iyi gelir mi bana?

Bilmem…

Sabahin bu saatinde, o (arka bahçede oldugunu düsündügümüz ve dedikodusunu da yaptigimiz)kus sarkisini söylemeye devam ediyor sen burada olamasan da. Yaktigim her sigara içemeden sönüyor sen yokken. Sarkilar da dinliyorum yoklugunda. Içinde bir sen, bir ben bir de hayatlarimizdan gidenleri anlatan sarkilar. Bir de sabahlari doldurmaya çalistigim kahvemin -bardaga dökülürken- çikarttigi seslerden sarkilar üretiyorum kendime. Yine sen yokken.

Sen yanimda yokken de `hayat dedigim` devam ediyor. Sen yokken de ‘hayat dedigim(iz)’ yerine, ‘hayat dedigim’ diyebiliyorum. Sen yokken, dinledigim sarkilar bana nedense anlamli geliyor. Sen yokken sarkilar beni üzebiliyor bir de. ‘I know someday you` ll have a beatiful life, I know you` ll be a sun in somebody else` s sky, But why, why can` t it be…how can I be more’ denildigi zaman arka planda, içime o sigara yakmak için çaktigim kivilcimlar doluyor. Içimdeki o uçusan güzel kelebeklerin güzelim kanatlarini yakmak için oradan oraya uçusuyor onlar. Ama kelebeklerim daha güçlü. Kolayca kurtuluyorlar etrafta savrulan kivilcimlardan. Uçmaya ve sessiz sarkilarini içime yaymaya devam ediyorlar. Içimdeki kelebekleri o yanip sönen ateslerden kurtarmak için bir ugras da vermiyorum. Hersey kendiliginden oluyor. Kivilcimlar, ileride olabilecek mutsuzluklarimi, kelebekler de bu mutsuzluklarin olamayacaklarini temsil ediyorlar…

üakmak yanmaya çalisirken, sadece kivilcim yaymaz ki esasinda etrafina. ‘Görev’ sürecinde kendi atesini yakar. O ates de sadece yanmaz ki kendi kendine. Gün olur ‘yaratilma’ isi içinde, birisinin sigarasini yakar. Sigara tüterken de, sadece dumanini vermez ki sagina soluna. ‘Olabilme’ eyleminde, birilerini zehirler.

Seni görüyorum yoklugunda. Dans ediyorum saatlerce seninle. Sen yoruluncaya, ben bikincaya, biz devrilinceye kadar… Sarkilar çaliniyor etrafimda hala. Dans eden, zayif, korkmus ve -gariptir- neseli olan sarisin çocuklar var çevremde. Eglenmekteler. Sarkiya ayak uydurmus tepinmekteler. üalan sarkilar, insanin o anki yasamini belirlemekte…

Ya seninle olmali ya da yasami sarkilara ve hayallere birakmali. Simdiye kadar, sarkilara ya da hayallere biraktikça hayat bir harabe olduysa… Dedikleri gibi; ‘Bu sarkilardan adam olmaz’!

Beni sensiz, mutsuz biraktin giderken,
Ama alabildin mi bendeki sevinci
Alabildin mi ki bende var olan sevgiyi
Senin verebildigin atesi, gece isigini, gündüz günesini,
mutluluk için O sebebi
Beni burada kalanlara terkettin giderken,
O karanliklara terkettin yeniden,
Resimlerin karararip da anlamlarini yitirmeleri gibi
Gittin iste!
Gittin bir daha!
Bir kere daha…

Ama,
git
sevdigim kadin,
Git ve yeniden gel buraya
Yeniden gelmeler hep bir baslangiç gibi bana…

Not: Bu yaziyi Haziran 2005 gibi yazmisim. Simdi ‘biz’ olarak yasadigim(iz) kisi ile ilgili. Bir önceki yaziya benzer sekilde; bu da eskilerden!