mirmirik / günlük / See Me, Feel Me

See Me, Feel Me

Posted on

Önünde sonunda -isteğimin bu olmamasına rağmen toprağa gömülürsek- kemiklerimizin kalacağını ve o kemiklerimizin de gömüldüğümüz o “kara” toprağa karbon izlerimizi bırakıp yok olacağını bilerek yaşamanın şu anki hayatımıza ne etkisi var acaba pozitif olarak?

Hiç bir pozitif etkisi yok ki bu düşüncenin. Bu yüzden düşünmüyoruz zaten ölümü. Bu yüzden aklımıza getirmiyoruz o malum sonucu. Ölümün ya da “yok olmanın” ne pozitif etkisi olabilir ki hayatımıza? Şu anımızı yaşayıp gidiyoruz işte ne güzel. Günümüze, sonraki 1 ayımıza, sonraki 1 yılımıza, belki de abartıp sonraki 2 yılımıza bakıyor; kafamızı sallayarak geçip gidiyoruz. Ümitlerimiz peşinden koşup, ümitlerimizin gerçekleşeceğine dair hayaller kuruyoruz. Hayalleri gerçekleştirmek için çabaladığımızı düşünüyoruz… Bir şeyler ortaya koymak, hayallerimize ulaşmak için kendi kafamıza göre hareket etmeye başlıyoruz. Yürüyoruz işte bir yolda. “Yol”a koyuluyoruz yine. Adımlar adımları takip ediyor. Kimi adım ilerleme ile sonuçlanıyor, kimi adım sizi düşündüğünüz ya da hayali ile bile mutlu olduğunuz kadar ilerletmiyor, kimileri başladığınız noktaya çeviriyor, kimi adımlarınız bir çukura girmenizi sağlayıp bileğinizi burkuyor, kimisi de uçurumdan aşağıya devrilmenize yol açıyor.

O uçurumun aşağısından yazıyorum şimdi. Ne kadar da berbat bir yermiş meğerse. Tepede kalanların hepsi bana kızgınlıkla, kırgınlıkla, onlara yaşattığım hayal kırıklığı ile bakıyor artık. Oysa, tırmanmak için bir ip istiyorum sadece. Düştüm, biliyorum ve bunun acısını çekiyorum; bana yardım edin diyorum. İplerin hepsi tükendi, bundan sonrasında kendi başınasın ve kendin çıkacaksın çok istiyorsan diyorlar. Çıkamazsın ki artık diyorlar. Orada kalanlar ve oradaki ölüler ile yaşamaya alış diyorlar. Orada kal diyorlar. Halim yok ki. O adımı atmak benim kararımdı ve o adımı attım saçma da olsa, affedin n’olursunuz diyorum; artık herkes senin o çukura düştüğünü bilecek bundan sonra, sen oraya aitsin diyorlar. Çıkmak için o kadar çabalaman lazım ki, çıkamazsan bu da bu senin suçun olur diyorlar. Haklılar ne yazık ki.

Çukurdan yukarıya sesleniyorum. Nerede olduğumu bilmeyenlere de yakarıyorum. Ben buradayım kendimin sebep olduğu adım yüzünden diyorum; seni böyle adım atıp da aşağıya düşesin diye çıkarmadık o yola diyorlar.

Sonra;
Bir ses geliyor kulağıma oradaki yüzlerce cesedin içinden bir yerlerden. Benim şimdi düştüğüm çukura bir ara düşmüş olan tanıdık bir adamın telefonunda çalan bir MP3 aslında. “Repeat” etmesi için ayarlamış sanırım şarkıyı. Telefonunu da giysileri gibi burada bırakmış ve çıkmış gitmiş bir şekilde buradan. Ölmemiş sanırım o. Çıkabilmiş bir şekilde. Bıraktığı giysilerinden tanıyorum onu.
Çok tanıdık, çok bildik birisi.
Biliyorum, tanıyorum O’nu.

“Save the whales” yazıyor t-shirt’ünde …

Antony – If It Be Your Will

Eklemek istedikleriniz?

Top