mirmirik / günlük / Souffleur; bir de hem siyah hem de beyaz

Souffleur; bir de hem siyah hem de beyaz

Posted on

Ying Yang CatsProtagonist:
Sağ yanım ağrıyor. Çok ağrıyor hem de. Klavye başında bir şeyler yazmaya zorlamak yerine vücudu, gidip yatmalı belki de ama; ağırlığı altında kıvranmaktan bıkkınlık gelen düşünceler ile boğuşmak yerine bu fiziksel acıyı çekiyor olmak çok daha iyi gibi. Ağızdan çıkan nefes kadar duman içeren şeyler aslında aklımdakiler de. Olumlu düşüncelere ulaşmaktaki zorluk çekişim ufak çocukken erişemediğim o incir ağacının, o dalına uzan(a)mamam gibi.

Antagonist:
E ne demişti zaten gece boyunca uğraşıp da gönderdiğin o çizim üstüne?
Koro(kadınlar):
Uyu bence! (İşte “siyah”)

Protagonist:
‘Zaten bir kaç saat için değmez, senin uçağın var, gideceksin’ demişti bir de.
Koro(erkekler):
Uyusun o sadece yanımda,
heyecandan öleceğim zaten;
yanımda ol!

Protagonist:
Belki sadece öper ve yolcu eder diye beklerken mi?
Koro:
Siyah?
Yine?

Protagonist:
‘Nasıl istiyorsan! Ne olacak ki? İstiyorsan gel tabi’! dedi bana
Antagonist:
Gitmezsin ki… Gitmeyeceksin de.
Gidemeyeceksin, O’nu görmeye dayanamazsın!

Antagonist:
Betimlemek için uğraşan cümleler, zorlama tanımlamalar, kasvetli ve gizemli olmaya çalışan anlamsız kelimeler topluluğu işte aklındakiler…

Benlik:
‘Lisedeki gibi heyecan var içimde lan’ dedim ben. Bu cümleyi kurabildim seninle.
Bitmedi o kısım.
O kadar tartışma ya da o kadar tersliklere rağmen de bitecek gibi de değil nedense.
Ama beyaz nerede?
Koro:
Sahi…
Nerede?

Scott Whyte ve Sophie Zelmani olmalı arka planda.

Eklemek istedikleriniz?

Top