mirmirik / günlük / Huzur

Huzur

Posted on

‘O’ huzurlu oldugu zamanlarda ben huzursuz isem, O`nun huzurunu bulandirmamak/kaçirmamak için, benim de huzurlu olmam gerekiyor diye düsünüyor; daha sonra zorlama huzur olmaz diyerek(çünkü öyle ‘an’larda, ‘O’, öyle olmadigimi ‘anlar’) bundan vazgeçiyorum. Oluruna birakiyorum. Ben de biliyorum ki, ‘O’, huzursuzlugumu giderme/yok etme becerisine sahip. Huzursuzlugum gidince, huzur geri geliyor huzursuzlugumun yerine. Mutlaniyorum.

‘O’ huzurlu iken, huzursuzlugum dayanamayacagim kadar fazla ise, istemeden de olsa(çünkü öyle olmasini istemedigimi daha sonraki muhasebede anliyorum) O`na da bulastiriyorum. Huzursuzlugum ikiye bölününce de, önceki durumuma göre huzurlu hale geçiyorum. O`nun huzursuzlugu arttigi için de, O`ndaki huzursuzlugu ve mutsuzlugu almaya çabaliyorum. Benim sebep oldugum huzursuzluk yok olunca da, tam olarak huzura kavusuyorum. Mutlaniyorum.

‘O’ huzursuz ve ben huzurlu isem de; basarabildigim kadariyla -aslinda, daha dogrusu bencilligim el verdigi ölçüde- O`ndaki huzursuzlugu kaçirmak için(huzur kaçabiliyor da, huzursuzluk ondan daha mi cesur sanki ey okuyucu?) bendeki huzuru O`ndaki huzursuzlugun üstüne salmaya çalisiyorum. O`nun huzursuzlugu korkup da kaçinca, ben daha da huzurlu oluyorum. Ilk bastaki huzur ortamima kavusuyorum. Mutlaniyorum.

‘O’ huzurlu iken ben de huzurlu isem; iste o anlarda ne oldugunu hiç bilmiyorum.
Insan huzurlu iken düsünce üretmek için, sorgulamalarda bulunmak için, planlar yapmak için, zaman ‘öldürmek’ için kafasini yormaz ki.
O aninin -ya da iste, ‘o ani’nin- zevkine varir sadece…
Yani;
sanirim!

Eklemek istedikleriniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Top