mirmirik / günlük / Eski zamanlar…

Eski zamanlar…

Posted on

Zamaninda yasanan ruhsal çöküntülerden kurtulmus oldugunu sanmanin verdigi rahatlikla yola devam ederken, bir anda arka planda çalan RHCP parçasi Otherside ile insanin durup da ‘lan…’ demesi ne kadar garip ise, Winamp listesindeki bir sonraki parçanin da U2 dan What If God Will Send His Angels olmasi da bir o kadar iç burkucudur. Bu beraberlik veya ardindalik bu gece yasanmis, gözler sirf bu yüzden dolmustur. ‘Eski’ diye anilan ve -artik- unutuldugu sanildigindan dolayi bile mutluluk ile anilmaya çalisilan zamanlar bir anda ve teker teker insana çarpar da; insan denilen yaratim ne oldugunu anlamaz. Insan bir alkollüyken öyle bir liste olusturmustur ki vaktinde, -bu Winamp denilen gavur icadinda- simdi o listeyi ekranda yeniden okurken bile aci çeker. Bilinç alti denilen o ikinci yasam o kadar güzel oyuna getirir ki insani, söylenecek ya da -iste- söylense de bir ise yarayabilecek olan cümle üretemez esas -veya esas oldugu sanilan o- oglan.

Içinde yarattigi, içinden disa çikartmaya çalistigi, gurur duydugu, hep O` nun gibi olmaya çalistigi ‘içteki dost’ ve disinda yarattigi, disindan içine sokup da saklamaya çalistigi, utanç duydugu, hep O` nun gibi olanlardan dolayi aci çektigini düsündügü ‘distaki dost’ da yardimci olamaz adama artik. Öyle bir yalnizlik içinde oldugunu anlar ki bir anda, sevdigim dedigi, hayatini O` nunla sonlandiracagina inandigi kisinin hemen yaninda yatiyor olmasina da aldirmaz. Yazar… Yazar durur, uydurur insan. Bilgisayar denilen o lanet olasi ve sadece bir ile sifirdan anlayabilen cansiz üzerinde mastürbasyonunu yapar. Ah ne güzel de içimi döktüm, içimden gelenleri yazdim iste, ne kadar da mutluyum artik der belki de.

Bir zamanlar Kadiköy` de Buddha Bar vardi. ‘Hala var ki’ diye ukalalik da yapabilirim. Ama bahsettigim taraf, hani su ‘ayni nehirde iki defa yikanamazsin’ tarzindaki düsünceden yola çikan ‘benim için artik yok ki’ kismi. Sunu sorguluyorum kendi kendime; ‘o barda OtherSide dinleyerek kaç defa dans ettik bir özel saydigim insanla?’ ya da ‘Bu `What If..` çaldigi zamanlar kaç defa hüzünlendik o barda?’ Sikintili oldugum kaç zaman ben o bara yalniz basima gidip de The Temple Of The King dinledim? Kaç defa Tonic` in fazla popüler If You Could Only See sarkisi ile ya da Leonard Cohen in If It Will Be your Will ` i ile kendi kendime bugulu dolasma yaptim ayni mekanda? Bunlarin cevabini verememek insani yoruyor. Belki de asil yoran kisim; bu sorulari ‘simdi’ kendime soruyor olmam…

Kadiköy` e dair en son hatirladigim güzellik ise bir çiplak elf ile sokaklarinda yaptigimiz uzun yürüyüs… O kadarcik iste!

NOT: ‘Bundan önceki hayatimda’ diye baslayan cümleleri tekrar tekrar yazmak istemedigim için simdiye kadar belirtmedim ama açiklama ‘gereginde’/’geregi de’ hissettim simdi. ‘Eski’ diye adlandirdigim, ‘bir zamanlar’ diye dillendirdigim ya da ‘-di` li geçmis zamanla yüklemlerini yazdigim zamanlar’ hep huzurum olan Mügem` den önceki zamanlara refere etmekte. Her ne kadar o zamanlar simdi kafami mesgul ediyor olsa da, her ne kadar o zamanlara biraz obsesif yaklasiyor olsam da, bunun simdiki yasadiklarim ile bir ilgisi yok.

Eklemek istedikleriniz?

Top