mirmirik / günlük / Kültablasi içindeki rüya…

Kültablasi içindeki rüya…

Posted on

        Rüya görememek o kadar kötüymüs ki meger. Her zaman, ‘bir rüya gibiydi’ diye hatirlanan anlar için o kadar üzülmüsüz ve o kadar sikilir hale gelmisiz ki yasamdaki rüyalardan, artik uykudaki rüyalari görmez olmusuz. Yasananlar ve yasatilanlar için hiç bir pismanligimiz olmasa da, sadece ‘tutku’ya tutulmus, iz sürer hale gelmisiz beynimizin kivrimlari içinde. Sebep/sonuç iliskilerine takilmis, kalmisiz. Karsimiza çikan güzel gözlü mavi okyanuslar içinde kendimizi görüp, içimizdeki pislikten utanir hale gelmisiz. Temiz, hem de tertemiz olmak, o berrak mavi sulara çirilçiplak ve tüm safligimizla dalmak ve yok olmak istemisiz ama buna bile engel olur hale gelmisiz içimizde. Kisitlayip kendimizi, bize yapilan ayiplari örtmek için yine kendi safligimizi lekeledigimizi sonra anlamisiz. Sözde bir farkindalik ile yola çikmis, temâsâ denilmis adina ve bu yüzden aslinda farkinda olmamisiz. Içimizde yeserttigimiz nefreti, sonbaharda yapraklarini dökünce kökünden kesmis sonra da ocagimizda yakip yok etmeye çalismisiz. Ocagin bacasini da saglam yapamamisiz. Küller savrulmus dört bir yana. Bilemedik iste o küllerin bogazimizdan içeriye girip de bizi bogacagini. Zehirlenme sonrasinda yogun bakima alinip da sag çikabilecegimizi.

        Rüyalar artik uyurken degil, gündüz gözüyle görünür olmus bize. Bir anda mavi bir derinlige bakip okyanuslar içinde geziniyorum, bazi zamanlarda da gökyüzünün o tertemiz havasini soluyorum bakarken, gözlerim açikken. Kapatinca gözümü; gidiyor iste hersey…

16.Haziran.2004

Eklemek istedikleriniz?

Top