mirmirik / günlük / Gitti bir seyler, geldi bir seyler… (Med ve Cezir)

Gitti bir seyler, geldi bir seyler… (Med ve Cezir)

Posted on

Telefonum kayboldu ‘gene’. Bir sürü kisi silindi bir anda geçmisimde. Bir sürü yasanmislik da kayboldu arada… Gitti bir sokak çöp tenekesinin koynuna belki de… O` na, telefonuma dokunan eller zaten yok su anda etrafimda, kayip mi bunlar sence de?

Tepkiler ayni kaldi kiminde…

Kimindeki degisimlere ise, inanamadim! üogunluk ‘Gene mi ya’ dedi. Azinlik ‘üzüldüm’ dedi. ‘Olmayan’ ise hiç umursamadi bile…

Kim‘(kim ki?)

IN‘(içteki mi?)

de‘(dahi anlamindaki bile olsa?)

öyle bir sey ‘KI‘… (KIminle simdi, KIme söyleniyor, KImi öpmek, KIme sarilmak istiyor, KIm KI O; bana bunlari yazdiriyor?)

Tepki‘(Tepilen, Tepen)

ler‘(üogul, çok olan. lerzan, titrek)

        ‘Her yasanti degisimi dönemimde, tam olarak benim gibi cep telefonum da kayboluyor nedense‘ diye not düsmüsüm gönderdigim e-postaya/e-postalara. Degisim güzel. Degisim iyi bir sey. Degisiyorsan yasiyorsundur. Sabitsen artik bir ölü! Degistigin sürece yasarsin, sabit olabilip de ‘aaa, budur iste’ dediginde ölürsün. üürüyüp gidersin. Hepsi bu! Her sey bu…

        Dün gece, sana; ‘sana çok ihtiyacim var, hemen simdi, su anda burada olsan, konussam seninle sabaha kadar’ dedim. ‘Ne demek istiyorsun, ben senin yaralarina merhem olamam, çok sinirlendim’ dedin… Ya da ben sadece bunlari seçtim konusmalardaki cümlelerden ve belki de sadece bunlari anlayabildim… ‘Anlam’, ‘anlayabilme’, ‘anlatabilme’ kargasasina düstük seninle de. anlayamadik birbirimizi ‘O An’` da(Özeldi ‘O’radaki zaman; bu yüzden büyük yazdim iste oradaki ‘O’ cümlesini, kelimesini, harfini, -esasinda kurulan cümlede herseyi anlatan- nesneyi).

        Anlamak da gerekmiyor birbirimizi. Bu yüzden de bir seyler gelisebilecek aramizda belki de. Insanlara bir seyler anlatmaya çalistikça, insanlari anlamaya çalistikça hep basimiz derde, gönül dedigimiz garip sey de aciya girmis simdiye kadar. Biliyorsun konustuk da bunu/bunlari. Ben seni anlamak için, seninle ‘paylasabilmek’ için bir çaba sarfetmiyorum -ne güzel ki-. Sen de zaten bunu yapiyorsun/yapmiyorsun su anda…

Ne güzel!

Ne güzel?

‘Ne’ = Güzel…

        Cidden gitmeli mi buralardan Girit` e, Yunanistan` a ya da Fransa` ya dedigin/istedigin gibi? Senin söyledigin ve içinde bulundugumuz ülkeden baska bir ülkeye iste… Gitmeli belki ama, gitmemeli bir açidan da bence. ülke ayni olmali senin ve benim ‘eskilerimiz’ ile, bizlerin o anda yasadigimiz sinirlar ayni olmali. Sinirlarimizi çizmis kisilerin/kurumlarin koruyuculugunda(!) yasamali bir seyleri. Ya da… Ya da yasamamali, ‘özlem’ duygusunu. Önemseme esasinda bu dediklerimi. Diyorum ya. Tutarsizim ben de bu aralar. Birak tutarsizligimiz devam etsin seninle aramizda. Bu güzel, bu olgun, bu doygun, bu dolu bir sey seninle. Seninle ‘tutarsizlik’ yasayabilmek güzel bir sey. Neydi? ‘Insanin kendi kendisiyle çelisme hakki’… Hemen arkasindan da ‘anlamama hakki’. Tamami, bu tirnak içi kelimelerin, zamaninda yasanilan Eksi Sözlük hatiralari. Her zaman da yasanmaya devam edecek anilar iste bendeki ve de sendeki. ‘Kendimizle üelisme Hakki’ ve ‘Anlamama Hakki’.

        Neydi derdim(iz) ve nereye geldi(m/k) simdi? Telefonum ve içindeki onlarca mesaj ile yüzlerce kisi mi gitmisti/kaybolmustu bir anda? Bir anda, -gene- yeniden! Olsun varsin, senin numarani bu hafizama ragmen hatirlayabildim ya. O bana yeter…

Yet‘(Yetis)

er‘(er ya da geç…)

04.Mayis.2004 – 03.26

Eklemek istedikleriniz?

Top