mirmirik / günlük / Bugün.

Bugün.

Posted on

Sana bugünümden bahsedeyim. Bugün gene hastaydim. Yattim bugün de. Yattigimiz yerlerde yattim gene. Ise de gidemedim. Gerçek “dost olanlarin” da ufak yardimlariyla arkadaslar aradilar hep. Otuza yakin kisiyle konustum sanirim.

–        X” den duydum, hasta olmussun, simdi nasilsin? Bir seye ihtiyacin var mi?

–        Yok ya, ne olsun? Sagolasin. Çok tesekkürler aradigin için. Kendine iyi bak.

–        Sagol, sen de kendine iyi bak. Hosçakal.

–        Eyvallah.

–        Yapabilecegim bir sey varsa aramaktan çekinme. Öpüyorum seni.

“Ihtiyacimi sen karsilayamazsin, ben bile kendi ihtiyaçlarimi bulup da kaybetmekten baska bir sey yapmiyorum zaten. Sen ne yaparsin, yapabilirsin?” demek geliyordu içimden. “Yapabilecegin tek sey, bana o bakislarla bakmaman bir daha. Bana eskileri hatirlatip duran konusmalarindan vazgeçersen belki bir adim daha yaklasiriz esas olana. O zaman yüzümdeki gülüs gerçekligin yansimasi olarak durur belki de.” diyesim vardi. Tuttum kendimi.

Kendim olmak adina -ya da ‘kendi yolum bu” demek adina- adimladigim o yollarda ilk defa yalniz olmayi hissettim bugün bir de. Saatim saatime uymadi hiç. Yattigim yerlerde döndüm durdum. “Ne kadar güzelmis bu yalnizlik” ve “yalnizlik canimi yakiyor” laflari beynimin tik-tak” lari oldular bütün gün. Bütün gün dediysem küçümseme. Uyanik kaldigim zamanlar için onsekiz saat ediyor neredeyse. Saniye biriminde de altmisdörtbin sekizyüz saniye. Tik-tak… Tik-tak… Tik-tak..

Gittin gene. Bak, yoksun iste! Çok uzaktasin simdi. Sevindirmeli mi bu beni yoksa gene yikintilardaki aç/susuz hayatima mi döndürmeli, kararsizim. Umrumda da degil sanki. Iki durum da hosgelir bana. Seni mutlu görmek benim için çok güzel birseydi. O yetti bana.

Dün gece en yakin dostlarimdan birisi gelmisti eve gene. Ne mutlu ki sadece “arkadas” denilenlerden yok etrafimda. Dostlarla çevrilmis etrafim. Onlarin destegi ile düsemiyorum bile yere istesem de. Konustuk her zamanki gibi. Gündüzleri aldigim anti-biyotik gibi geldi gene bana. Yasantilarin iki yola ayrilmasindan, vermeye çalisip da alinmamasindan, almaya çabaladigimizda ‘sen bana acidan baska birsey vermedin ki, benim sana ne vermemi bekliyorsun” laflarindan bahsettik ve bir sürü de ivir zivirdan.

Zor geldi. Kaldiramaz oldum gene hayat adini verdikleri ya da içki masalarinda “eee, hayat be, ne yapacan” laflariyla ezip geçtikleri nesne. Bosvermislige vurup da herseyi, mutlu surat çizecegim yarin gene. Herkes ne kadar neseli oldugumu, kendi hayatimin üzerinde nasil da dansettigimi ve bundan dolayi ne kadar da çok eglendigimi görecek gene. Sadece barlarda overdoze oldugum zamanlarda karsilasanlar uzaktan bakinca ne kadar düsünceli oldugumu görecekler belki de (bir kere daha). Ne diyeyim. Ben yerçekimini, benim itimim olarak algiliyorum zaten.

11.03.2003 – 23:46

Eklemek istedikleriniz?

Top